KuvaiMilliye.tr.cx

Vatanperver kardeşlerin sitesi ...
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Sevr (10 Agustos 1920)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 05/02/08

MesajKonu: Sevr (10 Agustos 1920)   C.tesi Mart 01, 2008 1:29 pm

Ocak 1919'da çalışmalarına başlayan Paris Barış Konferansı, Türkiye konusunda, galipler arasındaki çıkar çatışmaları yüzünden sonuca ulaşmıyordu. Avrupa sorunları çözülmüş olmasına rağmen Türkiye konusu çözülemedi. Gizli antlaşmalar çerçevesinde Türkiye'yi paylaşma konusunda yapılan tartışmalar ve İtalya'nın İngiltere, A.B.D. ve Fransa'ya karşı çıkması gerginliği arttırmıştı. Batı Anadolu'ya Yunan askeri çıkınca Türk Ulusu silahlı mücadeleye başlamıştı. Fakat bu olay İngilizlerin tutumunu değiştirmedi. Türkiye'nin Birinci Dünya Savaşı'na Almanya yanında katılması, savaşı iki yıl uzatmıştı. İngilizler Türk cephelerinde 1,5 milyon insan kullanmışlardı. Milyonlarca İngiliz Lirası zarara uğramışlardı. Fransızların da kayıpları İngilizlerinki kadardı. Türklere bunun cezasını fazlasıyla ödetmek eğiliminde olan İngiltere, bir yandan, bu öfke ve diğer yandan zaferi kazanmanın ve Orta Doğu politikasına tek başına egemen olabilmenin verdiği sarhoşlukla ve ön yargılarının etkisiyle Türkiye sorununu çözmek istiyordu.

Anadolu'da başlayan Ulusal Mücadele İngiliz politikasını değiştirmedi. Padişah elde olduktan sonra istediklerini kolay kabul ettirebileceğini sanıyordu. Politikasını da bu biçimde programlamıştı. Fransa ve İtalya'nın karşı çıkmalarına rağmen programını değiştirmedi. Ermenistan kurulması, İngiliz güdümünde bir Kürdistan ve Trakya ile Batı Anadolu'nun Yunanistan'a verilmesinde ısrarlı olan İngiltere, İtalya ve Fransa'yı da Güney Anadolu topraklarıyla tatmin etmek istiyordu.

Avrupa basını Türkiye barışı konusunda, özellikle M. Kemal'in başlattığı savaşı eleştiriyor ve onu asi birisi olarak gösteriyordu. Sonunda mutlaka yenileceği ve teslim olacağı kanısı üstündü. Ayrıca Barış Konferansı'na sunulan, Yunan, Ermeni ve Kürt istekleri, asılsız iddialara dayanmasına rağmen basında destek görüyorlardı. M. Kemal Paşa Türk Ulusu'nun sesini şu sözleriyle dünyaya duyuruyordu: "Gittiğimiz yol iman yoludur, Biz on milyonluk küçük ve yorgun bir milletiz. Düşmanlarımız ise pek çoktur ve pek güçlüdür. Gerçi matematiksel düşünülecek olunursa yenmemiz zordur. Fakat bizde olan şey onlarda yoktur. Bizde iman(inanç) kuvveti vardır. Zaten bu mücadele bir iman işidir. Biz düşmanlarımızın kuvvetine rağmen başarılı olacağız." "...Bizim programımızda başka bir ulusun haklarına saldırı yoktur. Biz hakkımızı ve namusumuzu savunuyoruz ve savunacağız ve mutlaka başarılı olacağız."

Paris'te süren görüşmelere 17 Haziran 1920'de katılan Damat Ferit hazırladıkları metni Barış Konferansı'na verdi. Konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmekle suç işlediğini, bu suçun İttihatçılara ait olduğunu ileri sürüp, Ermenistan kurulmasını görüşmeye hazır olduklarını, fakat Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasını kabul edemeyeceklerini, Arap eyaletlerine muhtariyet verilebileceğini bildirdi. Bu konuşması Konferans Başkanı Clemenceau'yu kızdırdı ve sert davranmasına sebep oldu. Fakat İtilaf Devletleri, 22 Haziran'da Yunan ordusunun elde ettiği başarı sebebiyle, Osmanlı Devleti'nin isteklerini reddetti. Damat Ferit'e verilen yanıtta, Türklerin yüzünden çok büyük kayıplara uğradıklarını, hazırladıkları metnin üzerinde hiçbir değişiklik yapmayacaklarını belirttiler. Barışı imzalamak veya red etmek için Osmanlı delegelerine 27 Temmuz'a kadar süre tanındı. Barış Konferansının kararlarının kesinlikle kabul edilmesini isteyen bu ültimatom karşısında T.B.M.M 18 Temmuz'da gizli bir toplantıda Misak-ı Milli sınırları içindeki vatan ve ulusu kurtarmak için and içti. Oysa Osmanlı Hükümeti 20 Temmuz'da, antlaşmanın imza edilmesini tavsiye etti. Padişah 22 Temmuz'da "Saltanat Şurası"nı toplayarak, kendisinin başkanlık ettiği toplantıda, antlaşmanın ret edilmesi halinde İtilaf Devletleri'nin yönetime el koyacağı, Anadolu'da savaşın büyüyeceği ve yedi yüz yıllık Osmanlı Devleti'nin yok olacağı endişesiyle Padişah'ın isteği üzerine A'yandan Topçu Feriki Rıza Paşa dışında, bütün heyet antlaşmanın imzalanmasını kabul etti. Rıza Tevfik ve Hadi Paşa antlaşmayı imzalamak üzere bir Fransız savaş gemisi ile Paris'e gönderildiler. Osmanlı delegeleri, hükümlerin yumuşatılması için Fransa'dan bir kez daha ricada bulundularsa da etkili olmadı. Antlaşma Paris'in Sevr (Se'vres) denen yerinde 10 Ağustos 1920 salı günü saat 16:00'da Hadi Paşa, Rıza Tevfik ve Reşat Halis Beyler tarafından imza edildi.

SEVR ANTLAŞMASI'NIN HÜKÜMLERİ

1- Osmanlı Devleti İstanbul ve çevresi ile Anadolu'da küçük bir toprak parçasından ibaret olacak, fakat Osmanlılar, antlaşma hükümlerine saygı göstermezlerse ve uymazlarsa, İstanbul da ellerinden alınacak. Osmanlı sınırları Trakya'da Midye'nin çok daha doğusundan başlayarak Büyük Çekmece Gölü'ne inecek, bu hattın batısında kalan Trakya Yunanistan'a verilecekti. Güney sınırı ise, İskenderun Körfezi ile Antalya Körfezi arasında bulunan Karataş Burnu'ndan başlamak suretiyle Antep, Urfa ve Mardin'i dışta bırakarak Irak sınırına varacak.
2- Boğazlar savaş zamanında bile bütün devletlerin gemilerine açık bulundurulacak ve özel bir bayrağı ve bütçesi olan bir Avrupa komisyonu tarafından kontrol edilecek.
3- İngiliz, Fransız, İtalyan ve Japonlardan kurulacak bir komisyonun adli kapitülasyonların yerine geçmek üzere, koyacağı bir usulü Osmanlılar kabul edecekler. Kapitülasyonlardan bütün müttefik uyrukları yararlanacak.
4- İngiliz, Fransız, İtalyan ve Osmanlılardan kurulacak bir komisyon Türkiye'nin servetini düzenleyecek, bütçe üzerinde son sözü söyleyecek, Türk parasının cins ve miktarını belirleyecek ve bu komisyonun onayı olmadıkça Osmanlı Devleti iç ve dış borç alamayacak. Yıllık gelir bu komisyon tarafından, komisyonun ve işgal kuvvetlerinin masrafları, savaş sırasında zarar görmüş olan Müttefik uyruklarının zararları için ayrıldıktan sonra geri kalan Osmanlılar için harcanacak. Osmanlı üyeleri bu komisyonda yalnızca danışman olarak bulunacak.
5- Azınlıklar her derecede okul açabilecekler.
6- Türkiye'nin askeri kuvveti, 10.000'i jandarma olmak üzere 50.000 olacak ve top bulunmayacak. Subayların % 15'ini Müttefik veya tarafsız devletler subayları oluşturacak, zorunlu askerlik hizmeti olmayacak.
7- Osmanlı donanması sınırlı olacak, askeri uçak bulunmayacak. Türk silahlı kuvvetleri Müttefik komisyonlarının kontrolünde olacak.
8- Antlaşmanın uygulanmaya başlamasından bir süre sonra Kürtler, Doğu Anadolu'da bağımsız bir kuruluş meydana getirmek isterlerse ve onların bu istekleri "Cemiyet-i Akvam" tarafından kabul edilip, Osmanlılara tavsiye edilirse Osmanlılar, bu tavsiyeyi yerine getireceklerdir.
9- Van, Erzurum, Bitlis ve Trabzon İlleri'nin bulunduğu alanda bir Ermenistan Devleti kurulacak, sınırlarının tayini Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın hakemliğine bırakılacak.
10- Hicaz bağımsız bir devlet olacak, Osmanlılar Mısır üzerindeki bütün haklarından vazgeçecek, Suriye, Irak ve Filistin için alınan bütün kararları da kabul edecek.
11- Oniki Ada, İtalyanlara, Akdeniz'deki öteki adalar da Yunanlılara bırakılacak.
12- İzmir Türk egemenliğinde kalacak,fakat Osmanlı Devleti egemenlik haklarını Yunanistan'a bırakacak, İzmir kalelerinden birinde Türk bayrağı dalgalanacak. Ayrıca Suriye Fransa'ya ve Irak İngiltere'ye veriliyordu.

Sevr ölü doğan bir antlaşma oldu. Türkiye'yi parçalayan ve Türk Ulusu'nun bağımsızlığını yok edip kölelik durumuna düşüren bu antlaşma T.B.M.M.'nin direnç ve inancını arttırdı. Bu antlaşmanın Anadolu'da Ulusal Mücadele iradesine kabul ettirilmesi ise olanaksızdı. İtilaf Devletleri işledikleri tarihi yanılgıyı bir sure sonra göreceklerdir. B.M.M. bu antlaşmayı hiç dikkate almadan Türk Ulusu'nun bağımsızlığını ve Misak-i Milli'yi silahının gücüyle kabul ettirmek için mücadelesine devam etti.

Bu sırada Yunanlılar Gediz'i ve 21 Ağustos'ta da Uşak'ı işgal ettiler. Afyon ve Eskişehir'in kaybedileceği tehlikesinin ortaya çıkması üzerine Ankara'nın boşaltılıp, Sivas'a taşınması konusunda K. Karabekir ve Ali Fuat Paşalara düşünceleri soruldu. Her iki komutan da Ankara'nın boşaltılmasına karşı çıktılar. Ankara ve çevre illerde ulusal heyecanın artması Ankara'nın boşaltılması önerilerini ortadan kaldırdı.

Fransız basını antlaşma konusunda iyi ve kötü olduğuna dair iki görüşü yansıtıyordu. Kamuoyu Türkiye konusuna önem vermeye başladı. Türklerin haklarının ve uluslar prensiplerinin çiğnendiği belirtiliyor ve Türkiye'nin cezalandırılması hoş görülmüyordu. Ayrıca bu antlaşmanın Fransa'nın çıkarlarına da uygun olmadığı görüşü de güç kazandı.

*Ergün AYBARS, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün. Basımevi, İzmir, 1986, ss. 228-237
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kuvayimilliye.dodiscussion.com
 
Sevr (10 Agustos 1920)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KuvaiMilliye.tr.cx :: Atatürk ve Cumhuriyet-
Buraya geçin: